Bilinmesi gereken en önemli şey | Moda izle Bilinmesi gereken en önemli şey | Moda izle

Bilinmesi gereken en önemli şey

Bir zamanlar, “zaman”ın olmadığı “sonsuzluk” denilen bir diyarda, sadece kendi sinin “farkında” olan bir farkındalık varmış, yani mümkün olan her şey ve dışa vuru lacak olan bütün güç. Şekil yokmuş. Mümkün olan her çeşit şeklin potansiyel hayal gücü varmış. Bu, bizim “gördüğümüzü” sandığımız ve “ondan” geldiğimiz saf farkın dalığın sonsuz haliymiş.

Bu açış paragrafi, din, mitoloji, efsaneler ve dünyanın dört bir yanındaki yerli halk ların anlatımları veya kayıtlarının sembolizmi ve anlatımlarını deşifre eden birçok or tak konuyu kapsıyor, Bu hikâyelerde negatif/olumsuz veya “kötü” gücün ortaya çıkıp, asıl yaratıcı güce karşı geldiği anlatılıyor. Bundan da evrensel “Tanrı”ya karşı kaos, ka- rışıklık ve manipülasyonun kaynağı olan “Şeytan” veya “Satan” gibi çok sayıda adı olan tema çıkıyor. Çoğu insan farklı dinler, isimler, kültürler ve vurgulamaların belirgin şaşkınlığı arasında benzerlikleri gözden kaçırıyor. Ancak aynı temel üzerine kurulmuş olan hikâyelerdeki ayrıntıların ötesini görebilirseniz, hepsini görmek mümkün. Bu an cak, sadece konuları ve bağlantı noktalarını birleştirerek algılayabilirseniz mümkün.

Yerli halklar arasındaki din adamları ve hikayeleri aktaranlar, hålå asıl antik dili kullanmaktadırlar. Anlatılanlar, tarif edilenler bugün bilim ve hesaplama dili ile ifade edilebilir. Örneğin “Baba” ve “Oğul’dan söz ederler. Çok basit olmakla birlikte bunlar o zaman yaşayanların kavrayabileceği kitlesel kavramları tarif etmek için kullanılan terimlerdi. Hala çakıltaşlarını birbirine vurmakta olan insanlara kuantum fizik ve ku antum bilgisayarlardan söz etmenin nasıl bir yararı olabilir ki? Hikâye aktarıcılar ve bilginin taşıyıcısı/koruyucusu olan kişiler, açık bir şekilde amaçlarına ulaşmak için çağdaş terimler ve semboller kullanırlardı ve bu bütün dinler ve ibadet yolları için geçerliydi. İyi, hos, güzel de, sonra anlatan kişilerin de yollarına devam etmeleri gere kiyordu. Son derece degerli olmakla birlikte, dinler ve yerli halklar hala faklı bir çağın dilini kullanırlarken, kuantum mekaniklerin gizli aleminin bilgileri çok gelişti. Acil bir güncelleme gerekiyordu ve bu kitabın amacı da bu. Burada şunları göreceğiz:

1. Din ve yerli kültürlerin temaları temel olarak doğru, ancak “temel olarak” keli mesi üzerinde durmakta yarar var.

2. Çoğu kayıt aslından o kadar çok saptırılmış ve değiştirilmiş ki, bugün milyarlar ca insan, kendi varoluşlarının tam zıddı için ibadet ediyorlar. 3. Kendimiz herkes ve her sey iken, hiçbir “herkes ve her sey’e tapınmamalı.

Bunun doğru olduğunu gösterebilmek için “realite” dediğimiz, her gün etkileşim içerisinde olduğumuz ve gördüğümüzü sandığımız dünyanın tümüyle yeniden değer lendirilmesi gerekiyor. Bu açılış bölümünü/Birinci Bölüm’ü. “Bilinmesi Gereken En Önemli Şey” diye adlandırmamın sebebi bu, çünkü bu bilgi olmadan, hiçbir şeyin an lamı olamaz Nesilden nesile, kültürden kültüre bütün bir ömür boyunca “Ben kimim? Neredeyim? Burada ne yapıyorum?” gibi en basit temel sorulara asla cevap verilmedi.

Cevapların bizden saklanmasının arkasında derin bir sır var, sir perdesi kalktığı zaman antik ya da modern insan toplumu kristal gibi berrak bir gerçeğe ulaşacak. Gerçekten de bu bir “Hiç dile getirilmemiş ama öğrenmeniz gereken her sey” meselesidir. Sistematik olarak dayatılan cehalet, insanoğlunu bir algıla

Resim 4: Ben kimim? Neredeyim? ma tuzağında tutuyor ve çok az sayıdaki

bir grubun, çok sayıdaki grubu kontrolü altında tutmasını sağlıyor. Eğer kendimizi bu tiranlıktan kurtaracaksak, önce algılama illüzyonu kaldırılmalı.

Realitenin Kontrolü

lillüzyonun ölçeği inanılmaz bir boyutta! Bırakın herkesi, birkaç kişiye de olsa, katı bir fiziksel dünyada yaşayıp yaşamadıklarını sorsanız, boş gözlerle size bakar ve “Tabii ki öyle, hadi aptal olma!” derler. Aslında değil! Bir an düşünün bakalım. Her sabah katı bedenimizin, katı bir yataktan kalktığını ve katı kahvaltımızı yaptığımızı deneyimleriz. Katı sokaklardan geçer, katı işimize gitmek için kati taşıtlara bineriz. Ama her zaman için, katı olan bir şey yok.. Illüzyonlar sürerken, çok da fazla aşırıya kaçmıyorlar. Klasik medyanın sahte haberlerini duyduğum zaman bıyık altından gülerim, çünkü “komplo teorileri” ve “inanilmayacak kadar uzak ihtimal diye degerlendirdikleri olayları dünya ya duyururken, her seyin kati oldugu bakış açısından veriyorlar. Oysa öyle değil. Müthiş bir kendini kandırma olgusu var, ama algılama programi da aynı boyutlarda… Nere deyse 30 yıldır toplum, özellikle de medya o kendini kandırma temeline dayalı olarak, bana “deli” etiketi yapıştırmış durumda. Realite fiziksel ve kati olsaydı, gerçekleştiğini söylediğim birçok sey mümkün olamazdı. Ama kati degil. Benim söylediklerimi göz ardı edip alay edenler, katilık algılamASından yola cıkıyorlar, dolayıstyla dunyada gere çekte ne olduğu konusunda hiçbir fikirleri yok. Bir de bana deli diyor- lar! Bize katı materyal realitemizin atomlardan oluştuğunu, bu nedenle de her şeyin katı ve fiziksel olduğunu söylüyorlar, ama durun bir dakika. Atomların katılığı yok, dolayısıyla da kata bir dünya oluşturmazlar.

Inside an Atom

Electron

Atomların, elektronlar tarafın dan yörüngede dönen bir çekirdeğin bulunduğu mini bir güneş sistemine benzediği ve her şeyin “bol” olduğu söyleniyor. Bu nasıl olur da katı bir hatta kuantum fiziğin onlara mar jinal materyallik vermesine rağmen materyal olarak varlıkları bile sanal.

Nucleus dünya yaratabilir? Bence çekirdek. Katılığı olmayan ve elektronların da katılıkları yok. atomlar, nasıl olur da katı bir dünya yaratabilirler?

Aşağıda “marjinal” kelimesini baglama almak için bir deyiş var:

“Atom çekirdeği bir yer fıstığı büyüklüğünde olsaydı, atom bir beyzbol sahası büyük lüğünde olurdu. Atomlarımızın içindeki bütün ölü alanı kaybedersek, hepimiz bir toz parçacığına girerdik, bütün insanlar da, bir kesmeşeker büyüklüğüne sığardı.”

Bu, irkçılığı biraz gülünç kılıyor, değil mi? Kuantum fizik. sıradan maddenin �,9999999’unun boş olduğunu söylüyor. Aslında uzay da başka bir illüzyon ve aslında boy değil, bizim göremediğimiz enerji ile dopdolu. Bir görebildiğimiz “uzay” enerjisi var, ona “realite” diyoruz. Bir de göremediğimiz “uzay” enerjisi var, ona da “boşluk” diyoruz Görebildiğimizi görmedigimizle karşılaştırınca, insan görüşü körlük sınırında kalıyor. Bizler algılama açısından, bilimin “görünen 1şık” dediği küçücük bir frekans şeridine hapsedilmişken, sonsuz varoluşun neredeyse tamamı yalanlanmış inkar edilmiş oluyor. Elektromanyetik spektrum, enerji sel olarak evrende var olan ve “madde” denilen şeyin sadece %0,0005’i.

Bazıları biraz daha fazla oldugu nu söylüyor, ama çok da değil. Şimdi şunu kavramaya çalışın: Insanlar “gö- rūnen ışık” bandında o 0,005 yüzde sinin sadece minicik bir bölümünü

Resim 6: Yüksek boyutlar veya yoğunluklar. görebiliyorlar. Dünyamız sadece bir frekans bandı.

Turk Energy 739

Turk amr

Geri kalanın çoğu, klasik fi- zik bilimine göre “karanlık enerji” ve “karanlık madde”. Onların bu “karanlık”tan kastettikleri her ney. se ben ona rağbet etmiyorum ve bu terimi insanların görme duyuları ile göremedikleri anlamında kullanı yorum. Insanlar bunun, öyle ya da böyle mümkün olmadığını, “sonsuz sozsuzluk’ta var olanın 0’ünü göremeyince bu “öyle ya da böyle”nin çılgınlık olduğunu söylüyorlar. Gali ba azıcık alçakgönüllü olmak lazım. Kuantum fizik hariç, bilim, görüne nin ve “somut” olanın ötesini keşfet miyorsa, katı sonuçlarının neden bu kadar hatalı ve çoğunlukla da saçma olmasının nedeni kanıtlanmış olu yor. Ancak bu aynı “bilim”, şaşkın sa vunucuları ve inananları tarafından bugün “bütün bilginin belirleyicisi olarak algılanıp destekleniyor. Gö rünüşte olağanüstü gibi ama global algılama yanılmasının nedenleri ve açıklamalarını görünce, öyle olma dığı anlaşılıyor. filüzyon o kadar

Atomic Maner 4.8%

Lig 0.00

Nestri

Resim 7: (Büyük dilim) “Karanlık enerji” =s, (küçük dilim) “Karanlık madde = #, Atomik madde %4,6, Işık %0,005, Nötrino %0,0034

Resim 8: Ev/Yuva

derin ki, olduğunu düşündüğümüz yolda daha hiçbir şeye dokunabilmiş değiliz. Ah, ama şimdi elinizde bir kitap tutuyorsunuz değil mi? Hayır, şimdi elinizde, bilginin elektromanyetik alanı ile (elleriniz), bilginin elektromanyetik alanını (kitap) tutuyorsunuz. “Dokunma” deneyimi ise farklı elektromanyetik alanlar arasındaki baglanma oluyor. “Kati olma” deneyimi ise aslinda, farkh frekans veya yoğunlukların enerji alanların daki elektromanyetik direnç. Katı olmayan siz, kats olmayan bir duvarın içinden, fiziksel değil, elektromanyetik direnç yüzünden geçemezsiniz, çünkü fiziksel diye bir sey yok. Bütûn bunlar, insanların bilinçli aklına göre inanılmaz ama gerçek. Beynimiz elektriksel iletişimi kulaklarımızdan desifre etmedigi sürece hiçbir şey duyamayu. Kulaklar duymaz, beyin duyar. Aynı şey görme, tat alma ve koklama için de söz konusudur. Orada olan birisi, havaya elektrik sinyalleri ile tetiklenen titreşimsel rahatsızlığı deşifre etmediği sürece düşen bir ağaç hiç ses çıkarmaz. Agac sessizce düşer. Insanların konuşmaları ancak, ses telleri tarafından üretilen titreşimsel bilgi alanları beyin tarafından deşifre edildiği zaman duyulur. Modern karı kesme teknikleri, ağrı noktasından giden mesajların beyne ulaşmadan bloke edilmesi suretiyle sağlanır, çünkü o iletişim sağlanmadıkça, rahatsızlık hissetmez siniz. “Ah!” diyen beyindir, darbe alan nokta değil. Gördüğümüzü düşündüğü müz, gördüğümüzü sandığımız formdaki dünya, görsel realitenin deşifre edildiği beynin arkasındaki birkaç kübik santimetrelik yerde oluşur. Unutmayın, insan toplumu; fiziksel dünyada, gerçek, somut ve katılığa dayalı olarak kurulmuştur ve bu hayal, bütün politika, tip, iş dünyası ve bilimdeki (kuantum fizik hariç) algılamaları ve kararları, yani aslında bütün meseleyi yönlendiriyor. Her şey rea- litemizin en temelde yanlış anlaşılmasına dayanıyor ve görünen ålemin ötesinde, gölgelerde yer alıyor. Hepsi çoktan tasarlanmış! Klasik bilimin keskin kenarında olan samimi ve çıkar peşinde olmayan bilimadamları ve araştırmacılar, Taş Devri zihniyetinden çıkıp, “fizikalite”nin bir illüzyon olduğunu deneylerle kanıtlıyorlar. Aktör ve film yapımcısı Sergio Toporek şöyle bir yorum yapmış

“Diyelim ki elektromanyetik yelpazenin %1’den azın görüyor, akustik spekt rumun da den azını isitiyorsunuz. Bedeninizdeki hücrelerin �’; kendi mikrobik DNA’sını taşıyor ve onlar siz’ değilsiniz. Bedeninizdeki atomların 99,9999999999999999’u boşluk ve hiçbiri doğduğunuz zaman sizde olanlar degil. Insanların 46 kromozomu var, ikisi bir patatesten daha az.

Gökkuşağının varlıgı gözünüzdeki konik foto alıcılara dayanır, gözünde bu koniler olmayan hayvanlara göre gökkuşağı diye bir şey yoktur. Dolayısıyla sadece bir gökkuşağına bakmakla kalmıyorsunuz, onu yaratıyorsunuz. Bu çok şaşırtıcı, özellikle gördüğünüz bütün o güzel renkler, elektromanyetik spektrumun %1’inden daha azını temsil ediyor.” Ve bu da Wonderpedia adlı bir bilim dergisinden

“Her saniye, 11 milyon duyu beyin yolları boyunca çatırdıyor. Beyin ürkütü. cu bir görüntü, ses ve kokular dizisi ile karşı karşıya gelip 40 civarında başa çıkılır bir liste ile kalıncaya kadar onları sertçe süzüyor. Böylece de, saniyede 40 duyu, bizim realite olarak algıladiğımız şeyi oluşturuyor.”

Bir an bunun kafamıza girmesini saglayalım. Çok gerçek görünen realitemiz, 11 milyon bilgi/duyunun 40 anlik görüntüsünden oluşuyor. Biz bilinçli aklımızla bun. dan habersiz kalırken, 10.900.060’lık sayı “bilinçaltı”miz tarafından absorbe ediliyor. Kuantum fizik görünenin ötesindeki gizli alemleri keşfediyor ve klasik bilim tara findan uzun zamandan beri itilmiş olan realitenin materyal, katı, saat gibi modelini yıkıyorlar. Çok parlak kuantum fizikçiler realiteyi açıklarken, akademilerdeki kapa li zihinli konvansiyonel meslektaşlarından ziyade antik gözlemciler ve şamanlar ile daha çok ortak yön paylaşıyorlar.

Ana akım/klasik bilime göre kuantum fizik, insan toplumunun kurumlarını istila edip egemen olan dünya katıdır zihin kurgusu”na göre bir kâbustur. O kadar ki illüz yonsu fizikalite hakkındaki açıklamalar yapılsa bile “geriye kalan bilim” çatırdarken hic bir şey yokmuş gibi davranıyorlar, ama aslında, hem de bayağı derinden sarsıntı oluyor… Bilimsel tutuculuk ya geride, alakasız kalıyor, ya da daha önceden düşünülemez bile” olanın karşısında ayakta kalmaya zorlanıyor, çünkü başından beri kendilerinin yanlış oldukları, nesillere bol bol yanlışı dayattıkları, insanları sınavları geçme ve isimlerinin önlerine bazı harfler koyma tuzağına düşürdükleri artık ortaya çıkıyor. Tarih sürekli olarak bize tersini söyledi. “Profesör” veya “öğretmen” unvanlar, sistemin inanç siste mine hizmet için sistem tarafından verilen ödüller. Bunlar kesinlikle aklın ve entelek tüel miyopluğun ve akademik yüklemelerin ötesindeki farkındalığın teyit edilmesi de gil. Akıllı bir profesör veya öğretmen olamazsınız diye bir şey yok, sadece iş için gerekli olan o değil. Gerçek bir bilimadamı olan Nikola Tesla uzun zaman önce şöyle demiş:

“Bilim, fiziksel olmayan kavramlar üzerinde çalışmaya başladığı gün, on yıl içerisinde, var olduğumuz daha önceki yüzyıllarda edinilenden çok daha bü yük aşama kaydedecektir.”

“Gelişme”yi keşfedemeyebilirsiniz ama onunla bir yere varabilirsiniz, bunlar konu yu kanıtlıyor. Katı dünyamız, bundan daha “katı olmayan bir durumda olamaz. Asil önemli olan şu: Hükümetler, bilim, tup, şirketler, eğitim ve medya (ben bunların hepsine ana akım her sey” diyorum), hepsi kendi kararlarını, kanunlarını, realiteye dair açıkla malarını, işlemlerini ve raporlarını hep her şeyin “kati”, maddesel ve fiziksel olduğu fikri üzerine üretiyor. Insan toplumunun neden bu kadar umutsuz bir durumda olduğuna şaşmamak lazım. Eger bütün algılamanız ve karar verme mekanizmanız realitede bir inanç üzerine kuruluysa, bundan daha yanlış ne olabilir? Bu da nasıl aşırı çılgınlık yarat maz? Nereye baksanız, deneyimlemekte olduğumuz realite konusundaki en temel yanlış kavrama nedeniyle, insan hayatının tamamı çarpılmış halde!. Algılanan realitenin bu şekilde saptırılması ve tepetaklak olması, insan toplumu denilen şeyin de saptırılmasına ve tepetaklak olmasına neden oldu. Yazar Michael Ellner bunu çok güzel ifade etmiş:

“Su halimize bir bakın. Her şey tersine dönmüş, her sey tepetaklak. Doktor lar sağlığı, hukukçular hukuku, üniversiteler bilgiyi, hükümetler özgürlugu, medya enformasyonu, dinler de ruhsallığı yok ediyor.”

Dahası var. Bunların hiçbiri rastlantisal değil. Hepsi tasarlanarak hesaplanmış. “Sebep ne ve kim tarafından?” Bunlar, ilerideki sayfalarda netleşecek.

Bir önceki yazımız olan Forum Bornova İzmir AVM İndirim Günleri başlıklı makalemizde Forum Bornova, Forum Bornova avm ve Forum Bornova bedava indirim çeki hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.